Pazartesi

memleketin develerine ne oldu?

merak ediyorsunuz değil mi, babiş’e sorduk mu, ‘çirozu biliyor mu?’ diye.

valla sizin adınıza, kendimizi riske atarak sonunda dayanamadık, babiş’e sorduk, ‘çiroz nedir?’ diye; önce yüzümüze dik dik baktı, sorunun altında bir ‘çapanoğlu var mı yok mu?’ diye bizi tarttı, art niyetli olmadığımıza karar verince de, ‘tabii ki biliyorum ama yiyip yemediğimden emin değilim’ dedi.

eee doğrusu biz de emin değiliz, en son ne zaman çiroz tattık, limona sirkeye yatırdık mı ya da limona mı yatırılırdı sirkeye mi yoksa ikisine birden mi; üstlerine de zeytinyağı gezdirilir miydi; gezdirilmeden önce ezilir miydi çiroz: kılçığından çerinden çöpünden ayrılır mıydı; hepsini unuttuk gitti.

hem hadi diyelim hatırladık, olmadı öğrendik bir yerden, internetten diyelim; peki memlekette hala yumurtasını bırakmış uskumrular nisanda ya da mayısta kurutuluyor mu ki? her yan çiroz askıları ile dolu mu ki?


ah ah memlekette bir zamanlar develer varmış develer, hemi de öyle bir değil iki değil kervan kervan salına salına geçermiş caddelerden.

sağlıkla…

hamiş aklında bulunsun, çirozun bir diğer anlamı da betonarme yapılarda; kolon ya da perde yapımında kullanılan S harfi şeklindeki demir elemanmış.



1 yorum:

  1. Sevgili Babiş,
    Çiroz sirkede bekletilir, incitmeden nazikçe ezilir. Küçük bir kayık tabakta, zeytinyağı ve dereotu ile birlikte ve tabii rakı ile bir güzel yenir. Sevgiyle kalın
    Ayşe Dilek Yaman

    YanıtlaSil