Cuma

kaşarlı bonfile / şekil yapmışız!


demiştik ya hani babiş okuldan yorgun argın geliyor, kapıdan girer girmez de ilk, ‘yemekte ne var?’ diye soruyor ancak sonrasında boynumuza sarılıyor! çocuk işte sıralamayı nerden bilsin?

şimdi bu babiş, ki genellikle yemeği tam da keyfine göre ister, ‘kızım şunu da yesen bak şunu da sana yapsam’ dediğimizde, ‘babacığım gözüm de doysun istiyorum yemek yerken!’ der durur. doğru söze ne demeli kapuskanın, patlıcanın hele hele nohudun fasulyenin ne göz doldurucu ne yanı var.

babiş’in bir huyu da yemeğini tv karşısına ister; en büyük keyif bu, biz de bozmayız. son zamanlarda tv’de ‘şahane’ bir yemek yarışması var ki bütün gelirimiz program yüzünden elektriğe gidiyor, saç kurutmayı saymazsak.

babiş ısrarla ‘kafa boşalttığı’nı bir de ayva tatlısı, sütlaç, dondurmalı irmik helvası gibi tatlıların yapımını öğrendiğini belirtip ‘yarar’ da ekliyor kar hanesine. arada da manalı manalı yüzümüze bakmayı unutmuyor. bu sırıtışların anlamını biliyor ve üstümüze alınmıyoruz ama siz nerden bileceksiniz?

nedeni şu ki bizim evde tatlı pişirilmiyor! tarafımızdan tatlı sevilmediğinden ağza dahi konmuyor, o ise ‘zavallı çocuk’, çikolataların dünyasında geziniyor, fındıklı, fıstıklı!

sözün kısası, babiş eve geldi mi hele de söz konusu yemek oldu mu bizimle ya üstü kapalı alttan alta ya açıktan korkusuzca, ortaya bir rekabet koyup fikir alışverişinde bulunur, gerekirse de dokundurmalarını esirgemez.

dedi ki geçenlerde, ‘babaa et kokusu ne?’ biz de ona dedik ki, ‘sen o kokuyu bilmezsin kızım? bizim kasabın etleri kokmaz bir de baban da et kokan yemekler pişirmez. ne şanslısın!’

birlikte şükredip bu vesileyle başlayan fikir alışverişine geçtik. biz diyoruz ki, ‘en iyi gıda ettir o da kuzu etidir ama et her yerden alınmaz, hatta kendi kasabının dışından hiçbir yerden alınmaz!’ o da diyor ki, ‘hımm, doğru valla! bizim kasabın pirzolalarının üstüne yok! bak iyi ki hatırlattın uzun zamandır kaşarlı biftek yapmıyorsun?’

devamı haftaya…

sağlıkla.

6 yorum:

  1. Küçük babiş artık çoktan kanıtladı ki istediği tüm tatlıları mutfağa kendi girip yapabilecek düzeye gelmiştir. Risotto yapan sütlaç mı yapamayacak! Madem büyük babiş oralı olmuyor, iş başa düştü demektir. Ama bana bu güzel bir işbirliğiymiş gibi geldi: etler büyük babişten, tatlılar da küçüğünden...

    YanıtlaSil
  2. Ben en iyisi size bir de tatli tarifi gondereyim, corbadan sonra..! Nasilsa elim alisti.. Bence kucuk babis'e bir supriz yapin hafta sonu.. Cafefernando'dan bir tatli bulup yapin sadece onun icin ve o cafefernando blogunu sevdigi icin.. yani bence.. diyordum..

    YanıtlaSil
  3. O resim "kaşarlı biftek" mi?...
    Bravo size, yemekle dikiş dikmeyi de birleştirdiniz ya... şapka çıkardım size saygıyla...
    ve evinizde bir gurme yetişiyor, sadece damak tadı değil, göz zevki de var... sadece midesini değil, ruhunu da doyuruyor, bir bravo da ona...

    YanıtlaSil
  4. yazınızı zevkle okudum yine.. Gülümsedim..

    Allahtan, fotoğrataki etler dikilmiş, ama pişirilmemişti de acıkmadım :)

    Teğellediniz mi etleri...Diyorum size, bu blogta kaburga dolması görmem çok yakındır.. Hem nohutlu, plavıda içine iyice doldurup urganla dikersiniz iyice.. Hazır dikme işini de başlamışsınız etleri...El becerisi kazanıyorsunuz, biliyorum, korkuyorum sizden valla ben..

    YanıtlaSil
  5. songünlerde çektiğim yemek fotoğrafları berbat çıktığından blog yazma işine ara verdim
    fotoğraf çok güzel ...
    kaşarlı biftekten sonra tatlıda olsa iyi olurmuş diye düşündüm kendimce

    YanıtlaSil