Peki, madem söz zeytinyağlı bamyadan açıldı; o zaman farz oldu bamya meselesine girmek!
babiş yok ya? ondan zahir her aklımıza geleni yapıyoruz, biraz eksen kayması yaşıyor gibiyiz! eve misafir çağırmalar mı dersiniz, hiçbir şey yemeden öğlen uykuları mı sebepli sebepsiz evden çıkıp canımızın nereyi çekerse oralara gitmeler mi? artık haytalık adına ne varsa onu yapıyoruz!
geçenlerde de atladık bir vapura hoopp eminönü’de karaya çıktık! az biraz sağı solu dolaştık yine yeni camii’yi ziyaret ettik, kaymaklı lokum aldık ulu çınarların gölgesinde nefsimizi körelttik derken derken yeni keşiflere çıktık, 70 yıllık ankara lokantasına uğradık, ki öğlendi karnımızı doyuralım!
aşçı tanıdık; bir muhabbet oradan bir muhabbet buradan derken söz dönüp dolaştırıp zeytinyağlı bamyaya geldi ki kendisinin uzmanlık alanı zeytinyağlı bamya ve tarifi kitaplara girmiş!
neyse!
sağ olsun bizi kırmadı mutfağa, tezgahının başına geçti bamya pişirdi!
önce bamyaların külahlarından başladı soydu temizledi sonra bamyaları limonlu suya yatırdı; ardından da bir tencerede sıvı yağ, soğan, havuç, sarımsak, tuz, karabiber, şeker çevirdi, su ekledi, az biraz fokurdamaya bıraktı, en son bamyaları ekledi; eh bir yirmi dakika pişirdi bir o kadar vakit de soğumaya bıraktı!
zeytinyağlı bamya önümüze geldiğinde şekli de şemali de güzeldi güzel; yalnız yanarız yanarız bamyalara peşin peşin limon sıktığımıza yanarız!
sağlıkla…
hamiş aklında olsun bir daha canın zeytinyağlı bamya çekerse haberim olsun!
hamiş aklında olsun bir daha canın zeytinyağlı bamya çekerse haberim olsun!