Perşembe

etli bamya ve de safranlı pilav!

babiş şu kadar yaşa geldi görüntüsünü biliyor ama daha bamya denilen sebzenin tadını bilmiyor. ağzına koymadı.

tamam tatmak istemiyorsa istemesin, zorla tattıracak halimiz yok ya, hem biz de o yaşlarda bamyayı sadece şeklen bilirdik, tatmışlığımız ve de sevmişliğimiz yoktu.

amma gel zaman git zaman sonra insan dediğimiz canlı yaratık, kaya gibi durduğu yerde durmuyor, kayadan hem de çok hızlı yaş alıyor, kemale eriyor ve bir gün gelip bamyayı seviyor hatta zeytinyağlısını değil de yağlı yüzlü kuzu etli, ekşili ve de nohutlusunu canı çeker oluyor.

uzun lafın kısası zaten sizin de anlamış olduğunuz gibi bamya babiş’in aklına bile gelmiyor bizimse aklımızdan çıkmıyor.


etli bamyayı şimdi yapmasına yaparız, ayıptır söylemesi iyi de yaparız ama bugünlerde istiyoruz ki birileri bize yemek yapsın, yemeğe çağırsın biz de gidip afiyet şeker yiyelim.

nerdee?

kendi kendimize hayal kurup duruyoruz işte. artık ne etli bamya yapıp yemeğe çağıracak ev sahibi kaldı ortalıkta ne de o etli bamyalar? Yapılsa bile sade suya tirit bamyalar.

sonunda baktık olmuyor, karşı yakada yaşayan bir kız kardeşimiz var ondan rica ettik ki bildiğimiz, baba evinde nadir de olsa bize ‘zorla’ yedirilen (yemezsen aç kalırsın) etli bamyadan yapsın da biz de gidip yiyelim.

bekledik, bekledik sonunda o gün geldi çattı, misafirliğe çağrıldık hatta bamya heyecanından akşamdan gidip gece yatısına kaldık.

sabah mükellef bir kahvaltı sunuldu bize, ne bal kaymak kaldı ne türlü çeşit peynir hatta sabah sabah pek sevdiğimiz patlıcan, biber kızartma bile vardı sofrada.

üstlerine de kahve ikram edildi, gazetelerle bir köşeye çekildik ki öğlen yemeğinin vakti gelsin etli bamyamıza kavuşalım.


bu arada hemen belirtmeliyiz ki kız kardeşimiz bizim gibi aklı eskilerde kalmış biri değil; yağlı yüzlü yemeklerden çoktan vazgeçmiş, aile mutfağına yüz çevirmiş hatta kendince yeni arayışlara girmiş biri.

hem de öyle arayışlar ki, öğlen yemeğinde etli bamyanın yanında ’nasıl olsa biz söylemeden o akıl eder’ diye beklediğimiz tereyağlı ‘beyaz pilav’ yerine sofrada safranlı pilav vardı. ‘yaa yağ, yüz?’ derseniz onu da Hak getire…

sağlıkla…

hamiş bu arada bu bamya hadisesini daha babiş’e anlatmadık. hem anlatıp da maskara mı olalım?

meraklısına not:

- kasaptan şöyle yağlı yüzlü parça et alın,
- tencerede önce suyunu salsın sonra tereyağı ile kavurun,
- salça ekleyin,
- önceden ıslatıp ve de sonra haşladığınız, bir avuç nohudu ekleyin,
- karınca çok değil ekşi ya limon suyu ya limon tuzu koyun,
- üstlerine sıcak su çekip,
- en son bamyaları katın aralarına,
- ama sakın karıştırmayın,
- en fazla 20 dk sonra etli bamyanız hazır.

afiyetle.



1 yorum: