Çarşamba

hamsi buğulama

babiş balık seviyor ama her balığı değil.

palamut tamam, çiftlik çuprası (zaten denizi yok artık), çiftlik levreği tamam. eh arada sırada hamsi, istavrit de olur amma onların da tavası olursa.

bizse denizden ne çıkarsa yiyenlerden olduğumuzdan… taa buralara gelene kadar ‘balık’ nedir yemediğimizden, bir kez yenilmiş yayın balığı sayılmaz değil mi, görmemişler gibi söz konusu balık olunca ve ne şekilde pişirilirse pişirilsin yediğimizden babiş’le zaman zaman aramızda söz konusu balık olunca ikilik çıkıyor.

söz gelimi şimdi hamsi zamanı. parası da iki para… yani almayanı ve de yemeyeni balıkçılar dövüyor kadıköy çarşısında…

eee biz de her akşam ille yolumuzu çarşıya düşürdüğümüzden balıkçıların arasından zar zor eli boş geçiyoruz. hele ki hamsi hem de temizlenmişse…

nitekim geçen gün bir paket hamsi alıp eve geldik. geldik ama canımız hamsiyi buğulama istiyor. buğulamayı da babiş yemez. o zaman?


o zaman şu oldu ki onun önüne başka bir yemek koyup kendi buğulamamıza itina gösterdik.

önce hamsilerin son kalan fazlalıklarını da çıkardık, omurgasız bıraktık, sonra toprak kabımızı zeytinyağı ile yağladık, sıra sıra dizdik hamsileri, üstlerine de dilim dilim domates, yeşil biber, yeşil soğan ve de limon dilimleri ekledik, hopp ocağın üstüne.

hamsi buğulama fırında da olur ama babiş’in yemeği fırın ızgarasını işgal eylediğinden biz de ocağın önce harlı sonra kısık ateşinde pişirdik hamsi buğulamayı. nefis oldu.

bu arada babiş geri kalan hamsileri tava istiyor.

sağlıkla…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder