Cuma

kestane kebap!

“hacı ellerine sağlık!”
“afiyet olsun kızım!”
“doydun mu dersen, hayırrr!”
“ee yuhh artık kızım! önce çorbayı hüplettin, ardından palamudu midende yüzdürmeye başladın, nar ekşili kıvırcık da yan gel yat!”
“doymadımmm!”
“artık bir şey yapamam! istersen kestane var!”
“olur yerim!”
“tamam suya yatırayım o zaman!”

yukarıdaki diyalog akşamın… hava soğudu ya aç karınları doyurmak zorlaştı! Allah’tan zaman zaman şapkamızdan tavşan çıkarabiliyoruz! bu akşamınki de kestane!


şimdiye kadar kestaneleri çizer, köz tavasında arkalı önlü pişirmeye çalışırdık ki geçen haftaki refika hanım’ın kestane yazısı (hürriyet gazetesi cts) kulağımıza küpe oldu.

efendim önce marketten kestane alıyorsunuz, eve gelince poşetten çıkarmadan bir köşede bekletiyorsunuz taa ki, “kesstanenn!” denilene kadar, elleşmiyorsunuz.

iyi bir kestane pişirmenin püf noktası yani kestaneciler gibi sıra sıra dizmenin, kabuklarının çabuk soyulmasının nedeni pişirmeden kestaneleri boydan boya bıçakla çizmek bir saat önce suda bekletmekmiş!

sonrası ise ocağın başında “kestane kebap kestane kebap!” diye müşteri beklemekmiş!

sağlıkla…

3 yorum:

  1. bende suda bekletir öyle çzerdim demek önce çilecek sonra yüzdürülecekmiş:)

    YanıtlaSil
  2. kestanenin bile incelikleri varmış! öğrendik!

    YanıtlaSil
  3. Benim kestane aldığım pazarcı arkadaşlarım 'Kestaneleri tuzlu suda bekletin' diyorlar.
    Tavsiye ederim.
    Babişlere selamlar.

    YanıtlaSil