Perşembe

çakma yuvalama!

babiş bize bozulmuş! sosyal medya üzerinden seslenip, twitter atmış. der ki, ‘geçenlerde yaptığım yuvalamayı babiş'e yemekler'e koymamanı kınıyorum.’

haklı ama değil.

çünkü…

bir kere babiş’e yemeklerin kurcusu, editörü, fotoğrafçısı, kısaca her şeyi biziz. dolayısıyla kimseye hele hele yakınlarımıza öz kızımız bile olsa torpil geçemeyiz.

tamam geçen hafta babiş yuvalama pişirdi bu doğru ancak yuvalama gerçek yuvalama değildi. antepliler yese, ‘yorumm siz bunu yuvalama mı deyip yiysiz’ der, bizi makaraya alırlardı.

bir kere et olarak kullanılan et, kurban bayramında kurban sahiplerinin kestiği, içine kuzu eti de katıp köfte yapıp yeriz ya kavurma yaparız diye yolladığı kurban etiydi.

derin dondurucunun alt gözüne bir gece önce indirmiştik ki, ya babiş’e köfte yapalım ya da bildiğimiz, severek yediğimiz bir yöresel yemek sunup alkış alalım.

ancak babiş geçen gün tuttu bizi işyerinden telefonla taciz etti yana yakıla, ‘yuvalama yiyelim n’olur yuvalama yiyelim bu akşam’ diye sızlandı.

biz de ‘nasıl olsa bir gün boynuz kulağı geçecek, katkımız olsun, usta diye bizi bellesin’ diye dolaptaki eti kullanıp yuvalama yapmasını önerdik, tarif verdik.
nitekim akşam eve süzme yoğurtla gittiğimizde, yuvalama dökme demir tencerede pişmiş ocakta bekliyordu.

bize kalansa yuvalamaya yoğurt katmak, kuru naneyi eklemek ve tereyağını ısıtıp üstüne dökmekten ibaretti.

sofraya oturduğumuzda doğal olarak babiş ilk kaşığımızla birlikte yorum istedi.

‘eline sağlık gerçek yuvalamadan farkı yok’ dedik.

babiş, ‘iyi et olaydı, biraz da yağlı olaydı sen o zaman gerçek yuvalamayı’ görürdün’ dedi, dayılandı.

eee sonunda biz de ‘çok okunan ve izlenen’ bir blog editörü olarak bu dayılanmayı sineye çekmeyip, babiş ‘gerçek yuvalama’ pişirene kadar yazmama kararı aldık.

sağlıkla…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder