Perşembe

sevgililer günü yemeği...

‘sevgililer günü’ önemli bir gün ‘tamam kabul.’ ancak bu günün mana ve önemini kavramak ve de uygulamak için insanın bir sevgilisinin olması lazım ki, o da herkeste yok.
tabii olmaması durumu hoş değil. çünkü sosyal halinizin öğrenilmesi durumunda hemen sosyal medyalara kadar düşer, sevgili kızınız teselli babında tivitler atar; mesai arkadaşınız sizin için süslenip işe gelir, bunu da bütün işyerine faş eder; sevgilisizliğin dalga boyutunu sevenler telefon açıp akşam kiminle yemek yiyeceğinizi sorar; iyice insafsız olanlar yüzünüze yüzünüze ‘kaç zamandır yok?’ der, sırıtır ve daha neler neler.

insan yazmaya kalksa tarihe vesika bırakır ki, bu da kişi adına, geçmişi adına iyi bir şey değil, bir ‘leke’dir .

sevgilisiz olmak ne zor işmiş arkadaş, ‘valentina day’e sevgilisiz yakalanmak, rüzgarına karşı durmak, doğrusunu söylemek gerekirse her babayiğidin harcı da değilmiş.

ee biz ‘baba’yız ama ‘babayiğit’ değiliz kendimizi eve dar attık ki babiş bile bizi terk etmiş arkadaşlarıyla çene çalmaya ‘cafe’sine gitmiş.

bu arada babiş, ‘sevgililer günü geyiği’ne inanmıyor, bu ‘geyik’ tabiri de ona ait.

neyse. akşam akşam kaldık mı bir başımıza, yapayalnız!

soralım o zaman, ‘yalnız adam ne yapar peki?’

cevap, ‘yemeğe içmeye vurur.

bu gerçeği bildiğimizden en önemlisi de kendi gerçeğimizi bildiğimizden, hemen derinlere sakladığımız iki ayrı zamana ait çinekopları buzluktan çıkardık, ‘akar suyun altında çözüle dursunlar’ derken; çevirme zeytin, kuru soğan filizi (soğan sepetinde durmaktan filizlenmiş soğan), yarım turp, yarım limon ve de yeterince sızma zeytinyağından oluşan bir salata hazırladık; çinekopları fırınlamaktan vazgeçip dökme tavada ızgara ettik, yanlarına da iki parmak içecek ekleyip, bütün sevgilisi olanlara kadeh kaldırıp, ‘sağlığınıza’ dedik.

sağlıkla…

hamiş; bu yıl da böyle oldu, sevgililere kadeh kaldırdık, hayırlısı. artık seneye diyelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder