Pazartesi

aslında kalkacaktım ama!!!

babiş bizim kızımız; o zaman biz de babayız!

şimdi durum böyle olunca günlerden de pazar olunca üstelik de o pazara “babalar günü” denilince, insan ister istemez günü üstüne alınıyor; bir ağırlık bir ağırlık; beklentiler içinde bir merak bir merak! halbuki niyeyse?

neyse!

şimdi efendim işimiz gereği cumartesi ve pazar, kargalarla birlikte kalkıyoruz, işe gidip tam da babiş’in uyanma vakti eve dönüyoruz, dönerken de “şimdi babiş uyanır, babaaa ben ne yiycem?” der diye, suböreği alıyoruz, peynir alıyoruz, atıştırmalık artık ne varsa gözümüze kestirdiğimiz alıyoruz!

gittik yine işe, dönüşte işini yapmış insan huzuruyla sallana sallana iskeleye yürüyoruz ancak aldı mı bizi bir derin düşünce günden dolayı; “bugün babalar günü, ister misin babiş erkenden kalkmış babasına kahvaltı hazırlamış olsun? evde babasının sevdiği yalova yumurtalarından var, bir kaç tanesini haşlar ya da tereyağına kırar, refika hanım’ın verdiği köy ekmeğini kızartır, babiş geldiğinde bana bana yer!”

tamda da böyle düşündük ama düşünür düşünmez de hızla bu çılgın fikirden uzaklaştık, “aklı selim”i davet ettik düşüncelerimize, dedik ki; “ulan kız dün gece konsere gitti, çok geç geldi; üstelik bu gece de gidecek, yorgun olacak, uyuyacak; bütün gün seni mi düşünecek!”

geldik ki uyuyor babiş; o zaman gürültü etmemek lazım! hemen kedi olduk, mutfağın bir köşesine kıvrıldık…

bekliyoruz ki babiş kalkar, hiç olmazsa yüzünü görürüz, belki “babalar günün kutlu olsun!” der, övgü alırız!

valla kalktı babiş, bizi görür görmez de boynumuza sarıldı; “babalar günün kutlu olsun babiş!” dedi, bir yandan da gözlerini ovuşturdu ekledi:

aslında sana kahvaltı hazırlayacaktım, bir ara da kalktım ama çok yorgundum uyuya kalmışım!

sağlıkla…

2 yorum: