Pazartesi

ezo gelin!

nedendir bilinmez sabah sabah ezo gelin düşüverdi aklımıza, önce hikayesini bir kez daha okuduk, türküsünü bir kez daha dinledik ardından da “acısı içimizi ısıtsın” diye adını ondan alan çorbasını pişirdik!

çorbası da tıpkı ezo gelin’in hikayesi gibi yaktı içimizi, kavurdu! olsun! bugünün hanesine de o yazıldı!
- önce bir küçük kuru soğanı inci inci doğradık, bir yemek kaşığı tereyağı, bir yemek kaşığı salça, bir tatlı kaşığı biber salçası ekledik;
- bir taraftan da bir avuç kırmızı mercimek, yarım avuç ince köftelik bulgur yıkadık tencereye ekledik;
- az biraz kavurduk her bir şeyi;
- sıcak suyu da göz kararı dökünce, kısık ateşte bir yarım saat kaynattık;
- mercimek ve bulgur su çekti, su ekledik az biraz daha kaynadı çorba;
- en sonunda kuru nane ve tuz ekledik; taze ekmekle nefsimizi körelttik!

babiş ezo gelin çorbası içmeyeli çok oldu ya “çok acı olmuş!” der çorba bize kalır ya da acıya ortak olur!

sağlıkla…

2 yorum: